İNTERAKTİF TESTLER

Küre Dağları, dünyada eşine az rastanır nemli karstik ormanları, bitki türü ve yaban hayatı zenginliğiyle ekolojik bakımdan önemi uluslarası düzeyde kabul edilmiş ender ormanlar arasında. Tarihi ve kültürel açıdan Kapadokya, Efes hangi değerdeyse ekolojik açıdan Küre Dağları da ay¬nı değerdedir. Bu özelliklerinden dolayı bölge geçtiğimiz yıl milli park ilan edildi. 
1.Bu parçada Küre Dağları ile ilgili olarak aşa-ğıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
A) Uluslararası düzeyde kabul edildiğinden
B) Ekolojik açıdan çok değerli olduğundan
C) Dünyada eşsiz ormanları olduğundan
D) Yıllardır milli park olmasına uğraşıldığından

2.Rasim Özdenören dar bir çevrede tanınan, son dönem modem Türk hikâyeciliğinin değişik eğilimlerinden birisini temsil eden, yine son dönem modern Türk hikâyeciliğindeki güçlü konumuyla kendinden sonra gelen birçok hikayeciyi etkile¬yen, edebiyatla ilgilenenlerin göz ardı edemeye¬ceği bir isim. Bu önemli ismin kitaplarından "Hastalar ve Işıklafın 3. baskısı yapıldı. Kitabı oluşturan 15 hikâye, 1964-1966 yılları arasında yazılmış. Hikâyeler akıcı bir Türkçe ve hayal gü¬cünü zorlayan tasvirlerle işlenmiş.
Aşağıdakilerden hangisi, bu parçada sözü edilen sanatçının bir özelliği değildir?
A) Dar bir çevrede tanınması
B)Türk hikâyeciliğinin temsilcilerinden olması
C) Hikâyecilikte güçlü bir konuma sahip olması
D) Pek çok hikayeciden etkilenmiş olması
 

3.Bir kalp duracaksa Acıdan ve ıstıraptan O benim kalbim olsun Senin kalbin değil
Şair için hangisi söylenemez?
A) Fedakâr              
B) Duyarlı
C) Duygulu               
D) Dertli

4.Türkiye, Türkiye aylı yıldızlı Türkiye
Sen Mehmed'sin omuzların Anadolu yaylası
Aladağlar Toroslar dev gibi gövden
Sen şehid oğlu şehid babası
Sana selam olsun dünyadan hürriyetten
Şiirin teması aşağıdakilerden hangisidir?
A) Vatan özlemi
B) Yurt sevgisi
C) Ayrılık acısı
D) Yalnızlık korkusu


5.Mutluluğa engel olmada olağanüstü bir beceriklilik gösteriyor insanlar. Mutsuz olmaktan en çok kaçan, en başta gidiyor mutsuzluğa. Oysa, insan başını çevirip şöyle bir bakıverse çevresine, kendini mutlu kılacak nice şeyler bulacak. Bakış açısı olumsuz olduğundan göremiyor.
Parçanın ana düşüncesini aşağıdaki özlü sözlerden hangisi açıklar?
A) Başkasına verir talkını, kendisi yer salkımı.
B) At, adımına göre değil, adamına göre yürür.
C) Her zaman gemicinin istediği rüzgâr esmez.
D) Güzel gören güzel düşünür.
 

6. Bu yıl altmış yedi yaşıma bastım. Altmış yedi! Ne kadar çok! Biraz da fazla değil mi? Bence insan çağında ölmeyi bilmeli. Bilmezse benim gibi tek başına, sersem ve avare kalır! Hele yol arkada¬şını da kaybederse, bütün bütün savsaklar ve artık onun için çevresindeki kapkaranlık uçuru¬mun kenarında baş dönmesinden başka bir şey kalmaz.
Yukarıdaki parçanın yazarı için aşağıdakiler-den hangisi söylenemez?
A) Yaşlandığını düşünmektedir.
B) Ölmesi gerektiğini düşünmektedir.
C) Kendisini yalnız hissetmektedir. 
D)Etrafındakileri karanlık görmektedir.

7. Halkımız her güzellikte çiçeklerin, özellikle, gü¬lün güzelliğini görme eğilimindedir. Dilimizdeki güllü deyimler bu eğilimi açıkça göstermektedir. İyi babalar ailelerine gül gibi bakar, mutlu ve ge¬çim sıkıntısı çekmeyen aileler gül gibi geçinip gi¬der ve çocuklarını el bebek gül bebek büyütür¬ler. Kız çocuklarına güzel olsunlar diye çokça gül'lü adlar verilir: Güldane, Gülüzar, Gül, Güllü gibi.
Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangileri kullanılmıştır?
A)Açıklama-Tasvir
B) Açıklama-Örneklendirme
C) Örneklendirme-Öyküleme 
D)Öyküleme-Tasvir

 
8. Yazdıklarımda gülünç olanla hüzünlü olanı bir arada yakalamaya çalışırım. Yanlışlıkları ön plana çıkarışım belki bu yüzden. Bu yanlışlıkları düzeltecek reçeteleri sunma çabasında hiç olma¬dım. Bu, romancının işi değil. Diyen yazar için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Eserlerinde hüzün ve sevinci birlikte işleyebil-mektedir.
B) Yazılarında yanlışlıkları ön plana çıkarıp okuyucuları aydınlatma çabasındadır.
C) Yazarın işi sadece yanlışlıkları ön plana çıkarmaktır.
D) Yazar, yanlışlıklara karşı reçete sunma çabasında değildir.
 


Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gök yüzünde, güz mevsiminde artık esmer çizgiler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarla¬rında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuk¬lar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillik¬leri çok gördük, sizin için kötü olacak. (9. ve 10. sorular parçaya göre cevaplandırı¬lacaktır.)
9.Parça için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Betimsel anlatım yapılmıştır.
B) Benzetmelere yer verilmiştir. 
C)Gerçek anlamlı sözcük yoktur. 
D) Kişisel anlatıma başvurulmuştur.

10. Parçada aşağıdaki duygulardan  hangisine
yer verilmiştir?
A) Hüzün                   
B) Sitem.
C) Heyecan              
D) Korku



11. Şimdiye kadar birçok defa sizin türkünüzü söyle¬yenler oldu. Biliyorum, bir kere de ben mızrabı¬mı sizin için vurmak istedim: Önünüzde uyanan şafak aydınlığında size ettiklerimizi görüp anlar¬sanız ne olur bizi bağışlayın çocuklar.
Parçadan aşağıdaki yargılardan hangisi çıka¬rılamaz?
A) Çocuklar için söylenmiş çok söz olduğu
B) Herkes gibi sıradan şeyler söylemek istediği
C) Çocukları aydınlık günlerin beklediği
D)Çocuklar için yapılanların yetersiz olduğu

12. Bana "Çok yazıyorsun" diyorlar. Bir insana "Sen çok yaşıyorsun, artık öl" denir mi? Benim yaşa¬mam ve şiirim birbirinden ayrı şeyler değil ki! Ya¬şarken şairliğimi yaşıyorum ben.
Bu sözleri söyleyen kişinin aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenemez?
A) Şairliğimi alırsanız geriye bir şey kalmaz.
B) Ben her zaman şiir iklimlerinde gezen biriyim. 
C)Şair "yazma" demek ölümdür.
D) Zaman zaman şiirden uzaklaşmam normal

 
13. Yola çıkınca her sabah, Bulutlara selam ver. Taşlara, kuşlara, Atlara, otlara, İnsanlara selam ver. Ne görürsen selam ver. Sonra çıkarıp cebinden aynanı Bir selam da kendine ver.
Yukarıdaki şiirde hangi düşünce vurgulan¬mıştır?
A) Yaşama sevinci                 
B) Mutlu olma
C) Doğayı sevme                   
D) Kendini sevme
 

14. Şiirin hiç bir kelimesine dokunamazsınız. Anlam, kelimeleri boşluğa çivilemiştir âdeta. Bir kelimey¬le oynama, tılsımı bozmaya yeter. Bu yönüyle şi¬ir, atasözüyle aynı çizgide görülüyor.
Paragrafta şiirin hangi özelliği vurgulanmak¬tadır?
A) Atasözleri gibi anlamca zengin olduğu
B) Şiirin kendine özgü kelimeleri olduğu
C) Şiirde kelimelerin değiştirilemeyeceği
D) Şiirde kelimelerin tılsımlı olduğu
 

 
15. Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu. Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk ka¬yıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu. Serin bir rüzgârla ürperdik birden. Tren ilerliyor¬du. Yeni hayata yaklaşıyorduk.
Parçada aşağıdaki duyulardan hangilerine yer verilmiştir?
A) Görme-dokunma
B) Görme-işitme
C) işitme-koklama 
D)Tatma-koklama
 

Geceleri ışıktan çok gaz yağı kokusu neşre¬den gemici fenerlerinin fitili ateşlenip kırmızı-yeşilli cam kafeslere yerleştirilerek istasyon hayatının öteki boyutuna sınır koyarlar, ilk dördündeki ayın puslu döküntüleri, isten kararmış baca kiremitlerinin matlığına gömülür ve öylece kalır. Gecenin köründe yorgun ve uykulu trenler, buharlı fısırtılar ve çelik gıcırtı-larıyla istasyona bir an yaslanıp dinlenir. Bir kaç düdük sesi, bayatlamış selamlardan son¬ra geriye bir tutam buhara bulanmış keskin bir kömür dumanı bırakarak kaybolur gider.
(16. ve 17. sorular parçaya göre cevaplanacaktır.)

16. Paragraf için aşağıdakilerin hangisi söylenemez?
A) Anlatımında betimleme kullanılmıştır.
B) Gerçek anlamlı sözcük yoktur. 
C)Mecaz anlamlı sözcükler vardır. 
D) Kişileştirmeler yapılmıştır.

17. Paragrafta kişileştirilen varlık hangisidir?
  A) Gece                  
C) Tren
  B) Işık                       
D) Kafes

18. Renkleri erbabına sormalı. Ah, renklerin şairi Ahmet Haşim, neredesin? Nerede senin ay ışığı gecelerin, akşam kızıllıkların, tunca benzeyen mermer, yârin dudağından getirilmiş karanfil... Renkleri onun kadar şiirleştiren var mıydı? Bir de Bedri Rahmi var değil mi? Ressam ve şair Bed¬ri Rahmi... Onda da maviler, sarılar, çivit rengi, çağla yeşili, kırmızı, pembe... Hepsi bir ağızdan cıvıl cıvıl, fıkır fıkır konuşur, konuşmaz adeta gü¬lüşür, oynaşırlar. En iyisi renkleri şairlerle res¬samlara bırakmalı. Çünkü en iyi onlar anlar dille¬rinden, sevinçlerinden, üzüntülerinden.
Parçanın ana fikri nedir?
A) Renkler konusunda şair ve yazarlar ustadır.
B) insanların derdini en iyi renkler anlatır. 
C)Şairler renkleri, ressamlardan iyi anlatır.
D) Renkler derde deva değil, derdin kendisidir.
 
19. Mevsimlerin ve yağmurun dilini çocuklardan sonra en iyi şairler bilir. Bir şiirin serüveni yağ¬mura benzer çünkü. Her şair biraz gökyüzüdür. Bazen yüzünde mavilikler gezinir, bazen bulutlar siner içine. Bir gün yağmurlarını boşaltır o da gökler gibi. Yağmur sonrası gökyüzü nasıl ışır ve genişlerse, şairin de içine bir gökyüzü doğar şiirini bitirince.
Parçada aşağıdaki anlatım tekniklerinden hangisi ağır basmaktadır?
A) Örneklendirme
B) Benzetme
C) Kanıtlama
D) Karşılaştırma
 

20. Edebiyat çeşitleri içerisinde sözün anlamını ede¬bi sanatlar yoluyla en fazla kullanan yazı türü şi¬irdir. Söz unsuru ve kelime oyunları ile hüner gösterme haline gelmiş şiirde, nesir kadar açık¬lık yoktur. Nesirde duygu ve düşünceler olduğu gibi aktarılır. Şiirde ise görünenin arkasında baş¬ka bir dünya vardır.
Bu parçada aşağıdaki anlatım biçimlerinden hangisi kullanılmıştır?
A)Öyküleyici anlatım
B) Betimleyici anlatım
C) Karşılaştırmalı anlatım 
D)Açıklayıcı anlatım

 

1.D 2. D 3. D 4. B 5. D 6. D 7. B 8. B 9. C 10. A 11.B 12. D 13. A 14. D 15. A 16. B 17. C 18. A 19. B 20. C

1.  A) B) C) D)
2.  A) B) C) D)
3.  A) B) C) D)
4.  A) B) C) D)
5.  A) B) C) D)
6.  A) B) C) D)
7.  A) B) C) D)
8.  A) B) C) D)
9.  A) B) C) D)
10.A) B) C) D)
11.A) B) C) D)
12.A) B) C) D)
13.A) B) C) D)
14.A) B) C) D)
15.A) B) C) D)
16.A) B) C) D)
17.A) B) C) D)
18.A) B) C) D)
19.A) B) C) D)
20.A) B) C) D)

HAZIRLAYAN: Hamit BİÇER