ANASAYFA
 


 

                ATATÜRK  HAFTASI

                Ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe öldü.

               O tarihten bu yana 10 Kasım’la başlayan hafta, yurdumuzda Atatürk Haftası olarak değerlendirilir. Bu hafta içinde; Atatürk’ün yaşamı, yurtseverliği, inkılap ve ilkeleri anlatılır. Ata’nın daha iyi tanıtılması amacıyla açık oturumlar düzenlenir. Radyo ve televizyonda, Atatürk’ün konuşmaları kendi sesinden dinletilir. Atatürk’le ilgili filmler gösterilir.

                 10 Kasım günü Atatürk, tüm yurtta törenlerle anılır. Ölüm anı olan saat dokuzu beş geçe “ti” sesi ile saygı duruşuna geçilir. Kara ve deniz taşıtları oldukları yerde durarak düdüklerini çalarlar. Düzenlenen anma törenlerinde Ata’nın yaşam öyküsü, Atatürk inkılap ve ilkeleri anlatılır, seçilmiş Atatürk şiirleri okunur.

      10 KASIM   GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN  KONUŞMA

       Çok yönlü ve üstün kişiliği olan bir lider olan Mustafa Kemal’in aramızdan ayrılışının üzerinden tam 67 yıl geçti.Her fani gibi o da payına düşeni yaşadı O,kısacık hayatında bir ulusun kötü talihini yenmesini sağladı ve dünya tarihinde de benzeri görülmemiş izler bırakarak bu dünyadan göçtü.

        O, mensubu bulunduğu ulusu için canını ortaya koymaktan hiç çekinmedi.Her türlü zorluğa katlanarak kendini ulusuna adadı.Değişik cephelerde ön saflarda savaştı.Onun :”Ben gerektiği zaman,en büyük hediyem olmak üzere Türk milletine canımı vereceğim.”sözü vatanını ne kadar sevdiğini gösterir.

        Mustafa Kemal.ileriyi gören bir liderdi.Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra ortaya çıkan tehlikeli durumu ilk o görüp milletinin dikkatini çekti.Erzurum Kongresi’nde “vatanın bölünmez bir bütün olduğunu”

tüm dünyaya ilan etti.Sakarya Savaşı sırasında söylediği: “Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz.” Sözü ve arıca “Yurt toprağı! Sana her şey feda olsun.Kutlu olan sensin.Senin için fedaiyiz.”sözleri onun vatan sevgisini ve kararlılığını göstermektedir.

       Mustafa Kemal, idealist bir liderdi.Onun idealizmi yüksek vasıf ve özelliklerine inandığı milletinin hürri-

yet ve bağımsızlık aşkından geliyordu. En büyük ideallerinden birisi de milli sınırlarımız içinde ,milli birlik ve beraberlik duygusuyla kenetlenmiş uygar bir toplum oluşturmaktı.Hür ve bağımsız ülke idealini gerçek-

leştirdikten sonra Türkiye’yi çağdaşlaştırmak için çağdaş medeniyet idealine yönelmiştir. Yaptığı devrimler-

le de bunu gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.

     Atatürk,toplumun her kesimini kucaklayan bir halk adamıydı.Köylümüze,askere,polise,öğretmenlere,sa-

natçılara, sporculara,Türk kadınına,çocuk ve gençlere…kısacası toplumun tüm kesimlerine değer vermiş ve destek olmuştur.O bir halk adamıdır;çünkü hep halkı için uğraşmış,halktan birisi gibi davranmıştır.Onun     ”Benim için en büyük makam ve ödül,Türk milletinin bir ferdi olarak yasamaktır.”sözü de bunu kanıtlar.

    O, eğitim.bilim,fen,sanat,spor ve kültüre çok önem vermiştir.”En büyük emelim,milli irfanı(yani bilgi

ve kültür düzeyini)yükseltmektir.” sözünü söyleyen Atatürk, çağdaş eğitim yöntemleriyle yetiştirilecek yeni bir nesile ihtiyaç olduğunu görmüş ve modern eğitim politikasının esaslarını belirleyip eğitim alanında büyük yenilikler yapmıştır.Çağdaş eğitimin ve dünyanın çok gerisinde kalan medreselerin,tekke ve zaviyelerin kapatılması yeni okulların açılması bunların en önemlisidir.

    Atatürk,ömrü boyunca milleti için çalıştı,bunu bir görev saydı.O:”Millete efendilik yoktur,hadimlik

(yani hizmet etmek) vardır.Bu millete hizmet eden onun efendisi olur.”sözüyle millete hizmet anlayışını ve

yöneticilerde bulunması gereken özellikleri vurgulamıştır.

    O, hep milletine güvendi ve ona inandı .Tarihte büyük devletler kuran ve yüksek bir medeniyet seviyesine sahip olmuş Türk milletinin büyüklüğüne inanmış ve Türklüğü ile hep gurur duymuştur. Kahramanlık,vatan sevgisi,bilim ve fenne bağlılık,sanata değer verme gibi üstün özelliklere sahip Türk ulusunun,çağdaş dünya içinde yer alacağına inandı ve bunun için çabaladı.Kurtuluş Savaşı’nın ardından söylediği “En büyük davamız,en medeni ve müreffeh(yani gelişmiş,refah içinde)bir millet olarak varlığımızı yükseltmektir.”sözü bunu kanıtlamaktadır.

  Savaştaki kahramanlıkları ve orduyu mükemmel yönetmesinin yanında, devlet kurup yönetmekteki usta-

lığı, ileri görüşlülüğü ve barışseverliği ile tarihte eşine az rastlanan yöneticilerdendir.

   O,barışsever ve tüm dünya uluslarının mutluluğunu isteyen bir liderdi.Onun görüşüne göre,barışın bozulmasından tüm dünya ülkeleri ıstırap duymalıydı.Dünya ülkelerinin mutluluğuna çalışmak,aynı zamanda kendi ulusunu mutluluğuna çalışmaktı.

    Atatürk;çocuklara,gençlere ve kadınlara da çok değer veren bir liderdir.Çocukları hep sevmiş,onların iyi şartlarda yetişmelerine uğraşmıştır.Gençlere de hep güvenmiş,onları ülkenin aydınlık geleceği olarak görmüş

tür. Bursa’da kendisini karşılayan çocuklara ve gençlere söylediği :”Küçük Hanımlar! Küçük Beyler! Hepiniz

geleceğin birer yıldızı,gülü,mutluluk parıltısısınız.Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizlersiniz.Kendinizin ne kadar önemli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.”Sevgili öğrenciler,bu sözü hiç unutmayınız  ve ona göre davranınız.

    Atatürk ilkeleri ve Atatürkçülük,Türk milletinin ihtiyaçlarından doğan,gerçekçi,milli ve yenileşmeye açık,

Çağdaş bir sistem kurmayı amaçlar.Atatürk demek;özgürlük demektir,aydınlık demektir,vatanseverlik demektir.Atatürk demek ,çağdaşlık demektir. O, 69 yıl önce bugün bize kurduğu,bizim de yükseltmek zorunda olduğumuz pırıl pırıl cumhuriyeti ve ilkelerini bırakarak sonsuzluğa göçtü.Yolundan ayrılmayacağımızı vurgulayarak,onun yüce anısı önünde saygıyla eğiliyorum. SAYGILARIMLA

                                                                                                                         Raci ŞENER

ATATÜRK'ÜN HAYATI

                 Mustafa, 1881 senesinde Yunanistan’ın Selanik kentinde (o zamanlar Osmanlı topraklarında idi) doğdu. Babasının ismi Ali Rıza Efendi, annesinin ise Zübeyde Hanımefendi. Osmanlı İmparatorluğu zamanında nüfus kayıtları düzenli olarak tutulmadığı için doğum günü kesin olarak belli değildir. İlerleyen zamanlarda ona doğum tarihi sorulduğu zaman ” Neden 19 mayıs 1881 olmasın” cevabını vermiştir. Mustafa’nın babası gümrük memurluğunda çalışıyordu. Daha sonra buradaki görevinini bırakıp kereste ticareti yapmaya başladı. Orta halli bir aile idi. Ancak mutlu ve düzenli bir aile ortamı vardı. Mustafa, Osmanlı Tarihinin kapanmasına sebep olan olayların çok yoğunlaştığı Trakya’nın en önemli şehri olan Selanik’te büyüdü. Bu bölge ekonomik, siyasi ve kültürel olarak bölgeye yakın ülkelerden oldukça fazla etkilenen bir bölgeydi. Hristiyan ulusların Osmanlı’ya karşı isyan etmeleri, büyük devletlerin yayılma ve nüfuz siyasetleri, en çok burada etkisini gösteriyordu. Bu durum onu çok derinden etkiliyordu. Burada bu olayların meydana gelmesi onun ileride ülkenin geleceği ile ilgili kararlar alırken daha realist ve duyarlı hareket etmesini sağlamıştır. Atatürk’ün okula başlaması ailede görüş ayrılıklarına neden oldu. Annesi Mustafa’yı mahalle mektebine vermek istiyor; fakat babası, onun yeni yöntemlerle eğitim yapan bir okulda eğitim almasını doğru görüyordu. Ancak Zübeyde Hanımefendi’yi de üzmek istemiyordu. Nihayetinde görüş ayrılığı tatlıya bağlandı. Mustafa ilk olarak, annesinin dediği gibi törenle mahalle mektebine kayıt oldu. Sonra bu okuldan alınıp Şemsi Efendi İlkokulu’na kaydedildi. Ali Rıza Efendi’nin vefat etmesi de aileyi zor durumda bıraktı. Zübeyde Hanımefedi, çocuklarını yanına alarak, Selanik civarında çiftlik işleten erkek kardeşinin yanına yerleşti. Mustafa’nın okuldan geri kalması, Zübeyde hanımı oldukça tedirgin ediyordu. Bu sebeple Selanik’e geri döndü. Mustafa, Selanik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Ancak asker olmak istediği için bu okulu yarıda bıraktı. Daha sonra annesinden habersiz bir şekilde, askeri rüştiyenin sınavlarına girdi. Sınavı kazanınca, annesi Mustafa’nın isteğini kabul etti. Mustafa’nın yetişmesinde ve düşünsel gelişminde, Selanik Askeri Rüştiyesi oldukça önemli yer tutar. Selanik Askeri Rüştiyesi’nde, yetenek ve zekası ile arkadaşlarının ve öğretmenlerinin sevgisini kazanmayı başardı. Mustafa’nın matematik öğretmeni ona şöyle dedi: “Senin de adın Mustafa, benimde arada bir fark olması gerekmektedir. Artık senin adın Mustafa Kemal olsun.” Mustafa Kemal, kendisinin sınıf arkadaşlarının karşısında gururlandırılmasına çok sevindi. Türk tarihinin onur sayfalarına geçecek “Kemal” adı bu şekilde konuldu. Mustafa Kemal Askeri Rüştiye’yi bitirdikten sonra Manastır Askeri İdadisi’ne kaydoldu. Bu arada başka bir okula devam ederek Fransızcasını geliştirdi. Manastır Askeri idadisi’ni bitirince harp okulunda eğitimine devam etti. Harp okulunu da üstün başarı ile bitirdikten sonra da harp akademisine giren Mustafa, kurmay yüzbaşı rütbesiyle 1905 senesinde orduda göreve başladı. O, büyük bir asker ve nadir yetişen komutanlardandı. İlk askeri başarısını, Trablusgarp’ta kazandı. Birinci Dünya Savaşı esanasında Balkanlarda, Çanakkale’de, Kafkasya’da ve Kurtuluş Savaşı Türk tarihinin sayfalarına parlak sayfalar ve destanlar olarak geçmiştir. 29 Ekim 1923′te TBMM tarafından (reis-i cumhur) cumhurbaşkanı seçildi. Mustafa Kemal Atatürkün Hayatı; Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılık ilkeleri ile Türk ulusuna nasıl hareket etmesi gerektiğini göstererek geçmiştir. esnasında üstlendiği görevler ve kazandığı başarılar, onun askerlik dehasını ortaya koyan en önemli örneklerdir. Özellikle, Kurtuluş savaşı zamanında başkumandan olarak Sakarya ve Dumlupınar savaşlarında elde ettiği başarılar, kurdu. Kurduğu Türk devletini en mükemmel şekilde yönetip bu devletin gelişmesini sağladı. Devlet yönetiminde, asıl hedefi; demokratik, laik, özgür bir cumhuriyet yönetimi oluşturmaktı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Türk ulusu, çağdaş uygarlığın dışında kalmıştı. Bu sebeple Mustafa Kemal Atatürk Türk ulusunu çağdaş uluslar seviyesine çıkarmak için devrimlerini birer birer yapmaya başladı. Türk ulusunu laik olduğu seviyeye getirmeyi hedefledi ve bu hedefini gerçekleştirdi. Atatürk son yılları ve ölümüne kadar Türk ulusunu, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yükseltmek ve geliştirmek için çabaladı ve bu amacını Atatürk İnkılapları ve Atatürk İlkeleri ile gerçekleştirdi. Ulu önderimiz Atatürk 10 Kasım 1938 tarihinde hayata gözlerini kapadı.

GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN SÖZ VE SILOGANLAR

· Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir
· Cumhuriyeti biz kurduk, fakat sizler yaşatacaksınız
· Her gelişmenin ve kurtuluşun anası hürriyettir
· Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir Benim düşüncelerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeter
· Öğrenciye her ne yaşta olursa olsun geleceğin büyüğü gözü ile bakmalı ve öyle davranılmalıdır
· Okul genç kafalara, insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi, bağımsız yaşamayı öğretir

 

GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNİ BELİRTEN ŞİİRLER

 

ATATÜRK ÇOCUKLARI

Özgürlük şarkısı bizim şarkımız
Yurt için ulus için hep çalışırız
Vatanı yükseltmek tek amacımız
BizlerAtatürk çocuklarıyız

Dostlukla dopdolu yüreklerimiz
Dünya çocukları hep kardeşimiz
Barıştan yana inançlarımız
Bizler Atatürk çocuklarıyız

Çınınlayacak sesimiz dünyada yurtda
Uzanacak ellerimiz evren boyunca
Uygarlık yönünde bir meşaleyi
Bizler Atatürk çocuklarıyız

          

        ŞEYMA GÜLTEKİN

ATATÜRK ŞİİRİ

 

Bayrak yarıya çekilmiş,
Atatürk'üm öldü diye.
En son yaprak da dökülmüş,
Atatürk'üm öldü diye.

Sürü yas tutmş ovada,
Kuşlar susmuşlar yuvada,
Rüzgar esmez olmuş dağda,
Atatürk'üm öldü diye.

Irmaklar yaslı çağlamış,
Ağaçlar sessiz ağlamış,
Vatan karalar bağlamış,
Atatürk'üm öldü diye

 

ATAM

 

Atam aylardan on kasım dertli günümüz
Atam öldün izinde sürecek bizim ünümüz
Siz ölmeseydiniz ölseydik birimiz yetim kaldık dönmez oldu dilimiz.
.........................................................
Yaş yerine kan akmıştır Türk halkının gözünden biz küçükler, çıkmıyoruz atam sözünden
Türk milleti gitmelidir atam senin izinden, sağ olsaydın büyük atam ayrılmazdık dizinden.
...............................................................
Bir güneş batmıştı perşembe günü
Dünyayı tutmuştu atamın ünü,dokuzu beş geçe perşembe günü katafalka binmiş Türklüğün gülü.
................................................................
Biz çocuklar için bir bayram kurdun Türklüğün başında hep dimdik durdun
Ölünce bizleri kalbinden vurdun
Anıtkabire mekanı kurdun.

       ALİ YILMAZ

 

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

 

Siz beni hâlâ anlayamadınız,
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
ilerlememiş;
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
dururken,
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
gülen,

Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
yeter,

Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

 

10 Kasım
 
Bir bulut inmiş,beyaz,
Karlı dağlar başına.
Her 10 Kasım sabahı,
Bir ateş düşer, döşüme.

Nerdesin, ey Ata?m nerede?
Sensiz millet, öksüz burada.

Sanat, ilim, fen seninle.
Sevinen, gülen seninle.
Olmak isterdik inan,
Ebediyen seninle.

Dağların, ak başı kar mıdır?
Kuşlar, Ata?mdan haber, var mıdır?

Yarım bıraktığın işler,
Bugün, sanki seni bekler.
Zengin millet hayalin,
Acep, neden emekler?

Sen gelmiyorsan, bir haber gönder.
Kim içimizdeki, Atatürk gibi önder?

 

                                  Hüseyin Celep


10 Kasım
 
Ben hiç 10 Kasım’a
“Günaydın” demem ki
Ben sensiz 23 Nisan’a
Hoş geldin diyemem ki

Seni özlesek bile
Elden ne gelir ki
Bir daha senin gibi
Gelecek mi ne belli

Bak 10 Kasım yine geldi
Gözlerde yaşlar tükendi
Aradan 78 yıl geçse bile
Senin hatıran hiç bitmedi

Sabahlar her zaman güzeldir
Seni hatırlatmadıkça
Günaydın denir ama
10 Kasım olmayınca
 

10 Kasım
 
Yıl otuz sekiz On Kasım Perşembe
Hatırdan çıkmayacak bir sonbahar.
Sarsılıyor İstanbul yedi tepe,
Yaman esmiş Dolmabahçe’de rüzgar.

Gerçek olamaz, olsa olsa bir düş,
Dokuzu beş geçe Atatürk ölmüş.
Böyle toptan bir yas nerede görülmüş,
Beraber ağlıyoruz kurtlar, kuşlar.

Bu memlekete en çok hizmet eden,
Bu aşk ile dağlara gücü yeten,
On sekiz milyonun omzunda giden
Atam, Ankara sırtlarında yatar.

 

İlhan DEMİRASLAN


10 KASIM 1952

Sabahlar, her zaman güzel değildir,
Her zaman ayrılık akşamla gelmez. 
Al atlar sırtında hoyrattır fecir, 
Hoyrattır, ne kalbler kırmıştır, bilmez.
Sabahlar her zaman güzel değildir.

Vakti, bir yerinden bölünce şafak 
İri ve rüyalı gözlerle müphem;
Nur olmuş içimde sanırım ak pak 
Ayrı bir mânada korktuğum adem,
Eski düşüncemde, rahat ve uzak.

Fethe çıkmış gibi duyarım birden
Eşsiz gururunu bir cihangirin.
Ufuklar üstünde yüzen tekbirden
Vatanca büyümüş asil ve derin
Bir matem tütmekte şimdi fecirden

Nefti yalnızlığı başlar zamanın 
Mağfiret ürperir, dağılır, uçar.
Ölüm korkusuyle dolu bir anın
Müphem uzletinde ebedî ruhlar;
Nefti yalnızlığı başlar zamanın.

Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur, 
Bir garip hali var Dolmabahçe'nin;
Hala içimizde yüzen gecenin 
Aydınlık bilmeyen devamı durur,
Rüzgar esmez olmuş, sular durgundur.

Ruh için, ölümsüz, derler cihanda, 
Her mevsim onunla güzel her seher 
Bütün esatiri parçalasan da 
Atatürk önünde mağlupsun kader!
Ruh için, ölümsüz derler cihanda. 

Vehbi KIZILGÜN 


10 Kasım Türküsü
 
Atatürk! Anıtkabir devrimlerini söyler
Bozkır ovalarına, Erciyes'e, Ağrı'ya
Ulusun egemen olduğunu
Özgür olduğunu
Haykıracağım haykıracağım işte
Senin sustuğunca!

Yolunda yürüyeceğim Atatürk;
Ana baba oğul kız
Dere tepe bucak köy
Yeryüzü yaşamalarımla değil
Oralarda, senin gittiğince!

Atatürk, taşıyacağım
Çanakkale'de, Sakarya'da, Çankaya'da, al al
Senin taşıdığını;
Yurdun gök ülküsü
Dalgalanırken
Senin bayrağını yücelteceğim.
Senin çıktığınca.

 

                      Fazıl Hüsnü Dağlarca
 

Ah bu 10 Kasımlar
 
On kasım geldiğinde
Yerler gökler üşüyor
Öyle soğuk ki zinde
Yeşil yaprak düşüyor

Her gün Kocatepeden
Yola çıkar Atatürk
En yüce mertebeden
Bize bakar Atatürk

 

   PELİN ÜMREM BOYACI
 

Atatürk
 
Bugün 10 Kasım anne.
En içli yasım anne.
Benim senin babamın,
Kardeşimin, ablamın.
Sevgili milletimin
Sevgili vatanımın,
içinden sesi anne.
En büyük yası anne
ATATÜRK bugün öldü
Gül benzin bugün soldu.
Yeni bir ülkü oldu,
Gönüllerimize doldu.

 

                          Meliha Yıldırım


Atatürk Acısı
 
Ben
Her on kasım sabahı
Bir çıra gibi
Yanar tutuşurum
Gözbebeklerimde
Taşıl ve soğuk çağlar yansır

Ben
Her on kasım sabahı
Atatürk'ü yaşarım Atatürk'çe
Anadolu sokaklarına vuran günışığını
İliklerime dek duyarım
Umutlarımı alırım
Yoz ve bağnaz kavramlardan
Köksüz ve bilinçsiz ilkeler
Yankımaz yapıtlarımda
Ve akar gelir usuma Anadolu dağlarından
Işıl ışıl gürül gürül bir su

Ben
Her on kasım sabahı
Toprağı, göğü ve denizleri
Anadolu dağlarından seyrederim
Atatürk acısı
Yüreğime dek oturmuştur evrence

Siz büyük ölüler
Biz öldükten sora da yaşayacaksınız

                         Şahinkaya Dil
 

Atatürk Ölmedi
 
Yıl 1918
Düşmanlar Topraklarımızı
Elimizden Alıyor
Atatürk Buna İzin Vermedi
Ordusuyla Savaşa Girdi

Zaferlerle Geldik Bu Güne
Atatürk ün Sayesinde
Topraklarımız Simdi Bizim Elimizde
Atatürk ün Sayesinde

Yıl 1938
Atatürk Olum Döşeğinde...
O Artık Oluyordu
Bizim Gözlerimiz Önünde

Herkes Ağlıyordu O Gün
Atatürk Öldü Diyordu
Atatürk Ölmedi
Kalbimizde Yasıyordu!!!

            GULSUM-OZLEM BAKIR

Atatürk Yaşıyor Baba
 
On kasımda üzgündü
bulut buluttu gözleri
“100’den çok fazla olacaktı
yaşı “dedi canım babam
“eğer yaşasaydı o büyük adam! ”

“Üzülme,” dedim ona
“Ben üzülüyor muyum bak! ”
Nedenini açıkladım sonra:

Diyor ki öğretmenimiz:
“Yaşayıp göçmüş insanların
İsimlerinin sonunda
İki sayı görürsünüz…
İlki doğduğu yılı gösterir
Öldüğü yılı gösterir sonraki.

İngilterenin Ana Kraliçesi
Elizabeth (1558-1603)
Gibi örneğin
eğer ölmemiş olsaydı, adının
sonuna yıl yazılmazdı kadının.

Atatürk’ünküne bakalım bir de
Baştaki yıl var sondaki yok
(1881 - ……..)
demek ki o ölmedi
hâlâ Kocatepe’de
dağları aşıyor baba
denizlere ulaşıyor
Atatürk yaşıyor baba!

                           

     Fevzi Günenç


Atatürk'e Ağıt
 
Edirne'den Ardahan'a kadar
Bir toprak uzanır
Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar
Ardahan'dan Edirne'ye
Edirne'den Ardahan'a kadar

Kopdağı'nda akar bir çeşme var
Serçe parmak kalınlığında suyu
Haram etmiş gece gündüz uykuyu
Akar da akar

Samsun'un evleri denize bakar
Sokakları yosun içinde
Çaparlar, takalar, manavlar
Bilyalar gibi suyun yüzünde
Bir iner bir kalkar

İstanbul'da bir yâr sevdim
İnsanı günaha sokar

Savaştepe köprüsünden geçen tirenler
Sel olur İzmir'e akar
İzmir'in denizi kız, kızı deniz
Sokakları hem kız hem deniz kokar

Güneyde mis kokulu bir ağaç
Yuvarlak yaprakları ince
Yaz gelip de güneş vurunca
Dallarından bal akar

Bu toprak bizim yurdumuzdur
Deli gönül yücesine çıkar
Bir üveyik olur uçar gider
Ardahan'da Edirne'ye
Edirne'den Ardahan'a kadar

 

                 Cahit Kulebi
 

Atatürk'ü Yitirmedik
 
Yıllar
Üst üste katlandıkça
Acımasız uzadıkça
Çelik mavisi gözlerinde
Her geçen gün
Işığını çoğalttıkça
Güzel vatanımızı
Kurtardığın anıldıkça
Seni yitirmedik ki
Dün olduğu gibi
Bugün de aramızdasın her an
Buna inan Ata'm
Yüzyıllar da geçse aradan
Sen her zaman anılan
Kutsal bir kahramansın.

 

             Süleyman APAYDIN 


Gidiyor
 
Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine
Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla
Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar
Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi
Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi

Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var
Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

Siliyor ruhunun ulviliği fani etini
Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça
Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

 

                                           Orhan Seyfi Orhon
 

On Kasım'larda Yürümek
 
Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
Dalgalanır ağaçlarla oğullar
Dalgalanır oğullarla nineler
Dalgalanır ninelerle genç kızlar
Özlemin ta yüreğime işlemiş
Seni bulmak, seni görmek için ben
Bütün toprakaltıyla barışacağım

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
Öyle
Güçlüsün ki
Güçleneceğim
Öyle yücesin ki, yüceleceğim
Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
Dağlara, dağlara karışacağım

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
Sanki ellerim gece
Sanki ellerim gündüz
Yazacağım seni daha, bir daha
Ben senin ölümünle yarışacağım

 

          Fazıl Hüsnü Dağlarca
 

SEN VARSIN ATATÜRK'ÜM HER ŞEYİMİZDE

 

Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam
Ekmeğim ak suyum berraksa,
Ağaçlar çiçek açıyor
Topraklar ısınabiliyorsa,
Sesim gür çıkıyor
Özgür özgür bakabiliyorsam,
Sen varsın gözbebeklerimde
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.
Yazabiliyorsam gönlümce
Okuyabiliyorsam...
Kazabiliyorsam toprağımı
Gün ışığında çapa kürek elde,
Çalışabiliyorsam gece gündüz
Ekip biçebiliyorsam dileğimce,
Sen varsın yüreğimde
Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.


RESİM

 

Her gün,

Enginlerden engin,

Yücelerden yüce

Bir duygu sarar bizi,

Bu sınıfa girince.

Yanda, bir uçtan bir uca

Mavi deniz,

Odanın içinde güneşleri bulunca

Isınırız.

Enginlerin engini deniz olsa

Deniz ufak!

Yücelerin yücesi güneş olsa

Güneş küçük!

İlk günü gördük, nerden geldi:

Duvardaydı

Denizleri, güneşleri

Küçülten büyüklük.

Kürsünün üstünde bir resim:

Gözleri denizlerden mavi

Bakışları güneşlerden sıcak,

Dört mevsim

Kürsünün üstünde:

Atatürk'ün arkasında al bayrak,

Kollarını kavuşturmuş göğsünde.

Bu resimle başlar bizim günümüz,

Karşımızda Atatürk'ü gördükçe,

Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

 

Öğretmenimizin kürsüde

Verdiği dersi

Dinler bizimle birlikte

Atatürk'ün resmi.

Çalışkanız, çünkü,

Çalışınca

Bakarız, Atatürk güldü.

Bir yanlışlık yapsak

Bulutlanır gözleri,

Anlarız, Atatürk üzüldü.

Gelsek kürsünün dibine

Görür bizi

Eğilince.

Kalksak, gitsek gerilere,

Otursak arkalarda;

Başımızı kaldırmadan duyarız

Atatürk orada.

Öteki odalarda

Başka başka resimleri Ata'mın.

Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça

Bu resimle karşımdasın!

Yok hiç birinde

Bundaki tılsım,

Değişen çizgilerle

Canlı gibi bu resim.

 

Öyle canlı ki, sanırım,

Ben de bir gün okulu bitirince

Uzanan ellerinle

Okşanacak sırtım.

Öyle canlı ki, sanırım,

Karanlık bile olsa

Serpeceğin ışıkla

Aydınlanır yollarım.

Tıpkı sınıftaki gibi,

Yapacağım bir işte

Bu resmindir rehberim

Kötülüğe uzanırsam

Çat kaşlarını,

Tutulsun ellerim.

Tıpkı sınıftaki gibi,

Bütün ömrüm boyunca

Yaptığım bir işte

İyi, doğru oldumsa

Sevincini belli et,

Gülümse!

Yaprak yaprak dökülürken önümde

Her yıl, dört mevsim;

Sınıflar içinde yalnız bu sınıf,

Resimler içinde yalnız bu resim!

 

    Behçet NECATİGİL


ÖĞRETMEN ATATÜRK

 

Yine derse giriyorsun Samsun kapısından

Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini

İl il, köy köy, can can

Tüm Anavatan.

Hemen başlıyor mutlu ders

Erzurum'dan

Sonra derinleşiyor volkan-öğütle

Sivas'taki son oturumdan.

Bütün memleket tek sınıf

Bir yön bayrak, bir yön tan

Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim

Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.

Sınıfımız her an kutlu bir savaş

Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan

Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü

Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

Mavi gözlerin hep barış barış

Mavi yüceliğin hep duman duman

Öyle alev alev bir ders ki

Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

Anlatış tadı, kıvam kıvam öz

Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan

Kocatepe, yalnız coğrafya değil

Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

Öpüyorsun hepimizi göz göz

Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

 

Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e

Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından

Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze

Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

Öğrenmeye son yok

Cumhuriyet, bir ders aynı konudan

Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz

Senin oluşturduğun vatan-kanıdan.

Anlatıyorsun açık ve seçik

Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan

Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin

Tümleniyor her eksik, eşsiz vuruşundan.

Yaşatarak öğretmek senin elinde

Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan

Seni özledikçe bellemek güzel

Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

Sor bize her şeyi, konuşsun her öz

Başlayı versin en zor imtihan

Özgürlük güneşin ilk cevap, inan

Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..

         İ. Zeki BURDURLU


 

MESAJ